12 Mart 2017 Pazar

SARA LA FOUNTAİN ŞİLE YER YÜZÜ PAZARINDA

 Uluslar arası 24Kitchen kanalında yaptığı yemek programlarının yanı sıra yazdığı kitaplar,moda blogerlığı ve model olarak da tanınan dünyaca ünü Sara La Fountain Şile Yeryüzü Pazarı nı ziyaret etti. 
Pazarımızın müdavimi Slow Food gönüllüsü şef Maksut Aşkar ile pazarımızdan alış veriş yapan ve üreticilerimizle sohbet eden Sara La Fountain i görenler şaşkınlıklarını gizleyemediler. 

 
 İstanbul'un modern yüzü ile lezzetlerinin ve kültürünün keşfedildiği " Sara ile İstanbul'un En İyileri" programının çekimlerinin bir parçası olarak Maksut Aşkar ın eşliğinde Şile ye gelen ikili Yeryüzü Pazarı ndan sonra Ovacık köyünü ziyaret ettiler.
















Istanbul gibi bir metropole bu kadar yakin dogal yasam hayatini gozlemlemek, yerel lezzetleri tatmak icin biovacik ciftliginde ağırlanan misafirler ,koy firininda eksi mayali ekmek yapıp, kümesten kendi topladıkları yumurtalarla, sağdıkları süt , köy yapımı kaymak ve reçellerle kahvaltı yaptılar. 
Değerli şefimiz Maksut Aşkar da Şile Yeryüzü Pazarı ndan aldığı ısırgan otu ve hodanlarla yaptığı omletle güne ayrı bir keyif kattı Sara La Fountain ,İstanbul un bu yüzünü hiç görmediğini , Yeryüzü Pazarı na ve çalışmalara hayran kaldığını, Şile yi çok beğendiğini defalarca vurguladı.

Bu ziyaretin de yer alacağı " Sara's İstanbul Delight" programı Mayıs ayı içinde 24Kitchen kanalında çeşitli ülkelerde yayınlanacak
Teşekkürler Maksut Aşkar
Teşekkürler Sara La Fountain


12 Ocak 2017 Perşembe

2016 DA DAVET ETTİK.....2017 DE ANCAK GELDİ.TAM GELDİ.....

 Uzun süre geldi.Geliyor.Gelecek denilen kar,nihayet geldi.
Geldi diyorum.Evet İstanbuldan geldi.Ben çocukluğumda kar görmek için şileye gelirdik.
Çünkü kar önce  ŞİLE tarafında tutardı.
Son senelerde  KAR görmek için İstanbula gider olduk.
Biz ŞİLE ye geldik.Kar İstanbula  mı gitti.Artık kar ın alışkanlıkları mı ? değişti bilemiyorum.
Akşamdan yağmaya başladı.Gece nefes almadan,biz uyurken,bizden gizli yağmış durmuş..
Sabah arabaların üstünde 25 cm kar görüntüsüne uyandık.....
Yollarda lastik izleri,aayak izleri yok....
Tenteler ayakta zor duruyor.....Çocuklarda neşe var,Anne babada endişe.....
Merdivenlerin basamakları görünmüyor.Altı buz,üstü kar.....
Ama alışkanlıklar aynı,yerde kar var.Eller cepte....çok tehlikeli bir durum.....eğer düşülecek olsa......emiyet kemeri takmadan kazaya uğramış bir yolcu gibi ne olunacağı belli değil...
MELEK ABLA dışında kış ve kar...içeride sıcacık ortam,sanki gelmiş bahar.....Birde iyi bir kitap bulduysanız,yanında iyi demlenmiş bir çay sorun dışarda kaldı.Kar da yağsa,yağmurda yağsa ne gam.....
Bir çok ağaç kar ağırlığına dayanamadı. Devrildi.Kırıldı.Çünkü yıllarca bu kadar kar yağmamış olduğundan bitkiler gafil avlanmış oldu.

Ben yayınlarda yaban hayvanları,sokak hayvanlarını besleyerek yaşam desteği yapanları görüyorum.Çok da mutlu oluyorum.
Ancak bu acımasız doğa şartları sürerken ellerinde silahla adına AVCILIK dedikleri vahşiliği yapan bu canlıların hangi canlı türü olduklarını bulmakta zorlanıyorum.
Eğer AVCILIK bir spor ise ki ben kabul etmiyorum.Şartlar eşit olmadıkça spor denmesi mümkün değil,....katlıyam daha uygun olur.
Kar yağdığında zor yaşam şartlarına düşmüş,bir canlıyı öldürmek vahşet olmaması mümkün değil...
Zaten bunu yapanda bana göre insan olamaz...

YAKMA DARA DÜŞMÜŞ CANLININ  CANINI,TARTIŞMAYA SOKAR SENİN SENİN DAMARINDAKİ ATANDAN  GELMİŞ  SAF SANDIĞIN KANINI .....
Pencerelere kar yığılmış,çevreyi izlemek bile güçleşmişken,sıcak bir ortamda olmanın mutluluğu yanında,dışarıda olan canlıları düşünmektir insanlık duygusu.....
ŞİLE'de yaşamak bir ayrıcalık oluyor.Doğal yaşam içinde olmak ayrı bir huzur.....

Bu güzellikleri korumak,zarar vermemek ise İNSANLIK, İNSANCA YAŞAMAK, en büyük mutluluk.....
Bir yaş daha ihtiyarladık,ömürden gitti bir yıl,geride kaldı,hatıralarımız,yaşadıklarımız....
çok hayırlı bir iş yapmış oluruz,eğer bizleri gelecekte hayırla anarsa çocuklarımız, torunlarımız....

17 Aralık 2016 Cumartesi

ŞİLE OTOBÜSLERİ ŞİLENİN KADERİ OLAMAZ

ŞİLE doğasıyla,yeşiliyle,denizi ile İSTANBUL insanı için çok önemli bir beldedir.İnsanlar gelmek istediklerinde HUZUR içinde gelmelerini sağlayacak toplumsal,HUZUR içinde gelebileceği ulaşım aracına sahip olmak zorundadır.
Daha önce eski araçlarla,daha az ücretle çalışan otobüs işletmesine,yapılan toplantılarda ŞİLE TURİZM DERNEĞİ de müdahil olmuş ve otobüslerin yenilenmesi,ücretlerinin artırılması sağlanmış olmasına rağmen,ön camındaki yazı ile LÜKS denilen arabalarla,yüksek ücretle,eskisi gibi hizmetten uzak,kontrolör süz,uygulama sürmektedir.
Dünyanın hiç bir yerinde  60 km.mesafe ayakta yolcu taşıması yapılamaz,hiç bir yetkili tarafından buna göz yumulamaz,müsaade edilemez.
Kural varsa sürücü uymak,kolluk kuvvetleri gereğini yapmak zorundadır. Jandarmanın yol boyu devriye gezerken,otobüsleri de görmek,mani olmak zorundadır.
ŞİLE de trafik polisi de var.Belediye zabıtası da var.Yetkili kim olduğu belli değil....
Yoksa bu güzel arabalarla yapılan bu hizmet,bu hizmet için aldıkları ücret hiç yakışık almıyor.
Ayrıca araç için aynı anda gidiş dönüş bileti alınamaması da hizmetin çağ dışı yapıldığının belgesi gibi sırıtıyor.
Şileye hizmet etmek icraatla olacağına göre birileri bu sorunları gidererek hizmet ettiğini ispatlamak zorundadır.
YOKSA DIŞARIDAN KARIŞAN YOK,DANIŞAN YOK,KONTROL YOK,KURAL YOK,UYAN YOK,AMİRİ YOK,MEMURU YOK.... gibi görünüyor.

8 Kasım 2016 Salı

ŞİLE'NİN TARİHİ SÜREÇ İÇİNDE DEĞİŞİMİ


ŞİLE
Şile’nin ilk yerleşik kavmi Greklerdir. Şile’nin ismi de, antik Miletos’lu kavimlerinden ve onların güzellik ve doğa tutkularından gelir. Miletoslular’ın kentlerini, çevrenin doğal özelliklerinden esinlenerek adlandırdıkları bilinir. Bu ilk yerleşimcilerin, tepeleri renklendiren ve çevreye mis gibi kokular saçan mor çiçekleri görünce, kente kendi dillerinde ‘Mercanköşk’ adını verdikleri kabul edilir.
Geçmişten bugüne Philee, Shila, Aschil, Artena, Kilio ve Kalpe gibi isimlerle anılan bu yerleşim yerinde, çok eski çağlardan bu yana yaşam belirtilerine rastlanır. Şile ve çevresinde araştırma yapan uzmanlar, bu bölgede yer alan sayısız mağaranın özellikle ilk çağlarda insanların yerleşimi için uygun olduğu yorumunu getirirler. Dere yataklarında bulunan çakmak taşlarından yapılmış aletler, buranın tarihinin Paleolitik ve Mezolitik devre kadar uzandığını gösterir.
Araştırmalar bölgede Cilalı taş devrinden beri insanların yaşadığını ortaya koyar. Kefken ile Bulgaristan sınırı arasındaki Karadeniz sahil kesiminde yapılan prehistorik çalışmalar ve toplanan veriler, Şile’nin Ağva ve Sahilköy (Domalı) köylerinin İstanbul’un en eski buluntu yerleri arasında olduğunu doğrular.
Tarih içinde Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Bithynia, Roma, Bizans egemenliğinden kalan bölge de, sonunda Kurtuluş Savaşı’nın ardından Türk topraklarına dâhil olur.
Bu bölge tarihçiler tarafından bithynia(Bitinya) memleketi olarak adlandırılır. Tarihçiler, Trakya kökenli bir kavim olan Bitinler’in M.Ö.8.YY’da Anadolu’ya göç ettiklerini kabul eder.
Günümüzde Şile ilçesinin bulunduğu yerde kurulan ilk yerleşik kent Philee’nin; yaklaşık olarak M.Ö. 8. Yy’ da ilçenin kuzey kesiminde, deniz kıyısındaki kumsalın hemen ardında yükselen kayalar üzerinde inşa edildiği bilinir.
Şile çevresi çok engebeli bir arazi yapısına sahip olduğundan ve eski çağlarda kara tarafından ulaşımı çok güçleştirilecek şekilde sık ormanlarla kaplı bulunduğundan, uzun çağlar boyunca, bölgeye ulaşmanın sadece deniz yolu ile mümkün olduğu bilinir. Bu bilgiler ışığında Şile’ye yerleşen ilk toplulukların denizci bir kavim olduğu sonucu çıkar.
Yalı, Uçurumaltı ve Tavanlı Mağaraları olarak adlandırılan bölgelerde bulunan izlerden anlaşıldığı kadarıyla, Şile’nin ya da ilk ismiyle Philee’nin bu dönemde küçük bir ticaret kenti olarak kurulduğu tarihçilerce kabul edilir. O dönemlerde kentin kurulduğu alanın Bithynia Krallığı’nın sınırları içerisinde kaldığı bilinmektedir.
Çağlar boyunca Şile sayısız talanlar ve akınlarla karşılaşır, birçok uygarlığın egemenliği altına girer. Antik çağlardaki bu istilalar, günümüze dek uzanan efsanelere konu olur.
Hristiyanlığın baskı altına alındığı dönemlerde özellikle M.S 3.yüzyılda, bazı Hristiyan gurupları Doğu Roma İmparatoru Diocletian’ın gazabından kaçarak Kızılca, İnkese ve Sofular köyleri yakınlarındaki mağaralara sığınırlar. Şile çevresindeki mağaralar On binlerin ordularından sonra ilk Hristiyanlara da güvenli bir sığınak olur. İlk Hristiyanların Romalılar tarafından hapsedildikleri bir cezaevi olarak kullanılan Gürlek Mağarası ise farklı bir kimlikle öne çıkar.
Zaman içinde Cenevizliler, bir süre hâkim olur. O dönemden günümüze Şile’nin ünlü kalesi kalır. Ardından Selçuklular, 1050 yılında Şile’yi ele geçirir ancak 1097 yılında Haçlı orduları Şile’yi Selçuklulardan geri alır.1327 yılında Akçakoca Bey, Kocaeli Yarımadası’nın büyük bölümünü Osmanlı topraklarına katmasına karşın, Şile’yi Bizans hâkimiyetinden almayı başaramaz. Ancak yarımadaya, tüm bu bölgeyi fetheden komutanın adı verilir. İlk önceleri Akçakocaeli ya da Akçakocaili olarak anılan bölgenin adı, ilerleyen zaman içinde Kocaeli olarak dile yerleşir.
Rum nüfusunun hâkim olduğu Şile çevresine, Selçuklular tarafından 14. Yüzyıldan itibaren Anadolu’dan getirilen Türkmen aşiretleri yerleştirilir. Türkmen aşiretleri, yerleştikleri bölgelere kendi isimlerini verirler. Hasanoğulları’ nın yerleştikleri yerin adı Hasan köyü olarak anılır. Benzer şekilde Çengiloğulları Çengelli köyüne, Gökçeler Göçe köyüne, Gökmenler; Karamandere köyüne, İsaoğulları; İsa köye, Yakupoğulları Yakuplu köyüne ismini verir.
1391 yılında Sultan Yıldırım Bayezid kumandanlarından Kara Timurtaş Paşa’nın oğlu Yahşi Bey, Şile’yi alır. Ancak Yahşi Bey’in İstanbul kuşatmasına katılmak üzere İstanbul üzerine ilerlemesini fırsat gören Bizanslılar hemen ardından tekrar Şile üzerinde egemen olurlar. 1395 yılında Yahşi Bey Şile’yi ikinci defa fetheder ve Osmanlı topraklarına katar.





Şile, Ocak 1401’de imzalanan anlaşma ile en sonunda resmi olarak Türk topraklarına katılır. Bu tarihten itibaren Şile, 1. Dünya Savaşı’na kadar 500 yıl boyunca Türklerin yönetiminde kalır.
Osmanlı İmparatorluğu yenilip, Mondros Mütarekesi’ni imzalamak zorunda kaldığında Şile’nin egemenliği yeniden el değiştirir. Mondros Mütarekesi hükümleri gereğince 1920’de, silahtan arındırılan Boğazlar bölgesi sınırları içinde alınan Şile, İngilizler’in denetimine verilir.
Şile 1920’de uğradığı İngiliz işgalinden, Türk ordularının İzmir’e girişinden sonra İstanbul üzerine yürüyen III. Kolordu birliklerinden bir süvari tümeni tarafından 7 Ekim 1922’de kurtarılır.
Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte 1923’te ilk belediyelerden biri Şile’de kurulur. 1924’te bütün sancaklar vilayet yapıldığında, Şile idari olarak Üsküdar’a bağlı kalır. 1926’da yapılan yeni düzenlemeyle Üsküdar kaza haline getirilir ve İstanbul iline bağlanır. Şile 2004 yılında İstanbul Büyükşehir sınırları içine girer.




1 Eylül 2016 Perşembe

" DENİZ KENARI OLAN BİR İLÇEYE MARİNA YAKIŞIR "

Bir çok güzel tarafı olan ŞİLE denizde tekneleriyle de güzel olacak,,,,
MARİNA henüz bitmedi.Ama bazı tekneler tarafından kullanılmaya başladı.
Tam bu aşamada MARİNA da hangi kurallar uygulanacak,tekneler bu alanı hangi şartlarda kullanacak,MARİNA'ya tekne bağlandığında misafirlere kimler nasıl hizmet verecek....
Teknelerin bu iskeleleri kullanmak için nasıl bir cazibe yaratılacak,bu çok önemli....
MARİNA bölgesinde mutlaka eğlence merkezi olmalı,MARİNA bölgesin de mutlak yöreye ait kaliteli,leziz,taze balık,kalitesine uygun fiyatla sunulmalı,bu ucuz olmalı anlamın da değil,kalite olduğu işletme de ucuzluk aranmaz,ucuz hizmet veren işletme de kalite,tazelik olmaz......
Bir gün ŞİLE ucuz hizmet veren işletmelerden kurtularak,kalite,taze,temiz hizmet veren işletmelere kavuştuğu, müşteri yediğinden zevk aldığı,günübirlik deniz için ŞİLE'daha az insanın geldiği gün kurtulacaktır.
ŞİLE yalnız deniz için gelinen,deniz kenarlarında çöp yığınları oluşan belde olmamalıdır.

ŞİLE doğası temiz,denizi temiz,havası temiz,insanı temiz,sokak hayvanlarının işletme kapılarında beslenmeyen,hijyen kurallarına uygun yapıda işetmelerin bulunduğu belde olmak zorundadır.....
MAVİ BAYRAK kazanmış denizlerimize evcil hayvanlar sokulmaması,mangal ateş yakılmaması anonsları yaparak hizmet verilemez....
Bu anonsları duyan kişi demek ki sokanlar var...düşüncesine varır....Sessiz yaptırımla sonuç alınması sağlanmalı.....İlkten biraz zor olabilir.Ama uygulama kesintisiz yapıldıkça istenen sonuç  alınabilir.
 Eğer bu MARİNA balıkçı barınağı olarak kullanılacaksa verilen bu paraya ve emeğe yazık olur.....
Bir kere hiç bir tekne iskele üzerini hiç bir zaman,hiç bir şekilde işgal etmemeli,tekne dışında iskele üzerine oturmak için sandalye bile koymamalı,müsaade edilmemeli
 Denizin durumuna,teknenin durumuna göre yer tahsisi yapılacağını düşünerek,bu konuda bir şey söylemeyi birilerinin işine karışırım endişesiyle uygun bulmuyorum..
 Teknede hoş zaman geçiren mutlu yüzlü kişileri gördükçe de çok hoş bir ortam olacağını düşünüyorum....

13 Temmuz 2016 Çarşamba

GÜZELDE OLSA YAŞANTI RAHAT DEĞİLSE,EZİYET VERİR "



 Hava sıcak,deniz kenarı kalabalık,rahatsızlık çok fazla değil,her ne kadar kumsalda güneşlenen çok olsa da denizde yoğunluk itibariyle rahatlık göze çarpıyor,kıyafetlerde bir anormallik yok,belli bir kalite yansıyor.Bu görüntü takribi 15-20 sene önce


MELEK ABLA KAFEDE gurup vakti bir görüntü,günün enerjisinin insanları mutlu ettiği an.......bir iki sene öncesi........
Birde masada türk kahvesi ama olmazsa olmazı taze MEHMET EMİN EFENDİ kahvesi olacak,......fala bakmaya bile gerek yok muttluk sizi zaten sarmış olacak,yarınınız mutlak bu günden huzurlu geçecek...


Burası da ŞİLE sahili,burada denize girmek demek olsa olsa ayakta suyun içinde durmak olabilir.
Deniz temiz olsa bile bu durumda temiz olamaz,bu tatil olmakta öte eziyetin ta kendisi.....

Hala ŞİLE yanlız deniz demek değil olduğunu,ŞİLE de deniz dışında daha huzurlu zaman geçirilebilecek alanları keşfetmeyi şileye gelen misafirlerimize öğretemedik......kendi kendime kahrediyorum.Ben ne beceriksiz
 vatandaşım....

29 Haziran 2016 Çarşamba

ŞİLEDE YAĞMUR YAĞDI.YOLA IZGARA GİDER YAPILDI.SONUÇ DEĞİŞMEDİ.




Şöhret sokakta,yokuştan ve karşı sokaktan gelen selin binalara doğru gitmemesi için,oldukça geniş ızgara gider yapıldı.




 Binanın bulunduğu yere sel ve çamurun gelmesi devam ediyor




İşin yapıldığı,sorun olarak algılatılmış olduğu kesin,ama sorun devam ettiğine göre yapılan uygulama mı?Yanlış

Ben iyi niyetle belediyenin soruna çözüm için hareket ettiğini düşünüyorum.Ama burada teknik uygulayıcı elemanlar mı?Konuya vakıf,yeterli bilgiye sahip değil bilemiyorum.




Durum çıplak gözle görülecek kadar ortada,bir o kadar da riskli,görülünce gereği yapılacağını düşünüyorum.

7 Haziran 2016 Salı

"BURASI BENİM ÜLKEM,VATANDAŞ OLARAK VERGİMİ VERİYORSAM DOĞRU,KURALLI YAŞAM İSTEME HAKKIM DA VAR "




Burası köprüye yakın OTOBAN yol,aracın sağındaki görüntü seyyar satıcı,solundaki kişi sigara içmek için araçtan inerek yürüyen kişi ,karışan yok,kontrol eden yok,kural yok, KURALI BİR KERE  ÇİĞNERSENİZ, çiğnetir seniz,alışkanlık yapar kuralsızlığı önlemek kolay olmaz...Hak sanılarak anarşi ortamı üretir....




Kural belli AĞIR VASITALAR SAĞ ŞERİDİ KULLANIR. İkaz tabelaları konmuş..........
ŞİLE OTOBANI da neden uyarı levhası yok, neden kural dışı uygulamaya göz yumuluyor....Burası  ayrıcalıklı,kuralsız,denetimsiz neden bırakılıyor,.....

Bu aile burada her gün nasıl işbaşı yapar da hiç bir görevli müdahale etmez.......
Yoksa buraları vatandaşın bilgisi dışında ihale ile kiraya mı veriliyor....
Bu adam güçlü,sağlam görünüyor,utanmaz bir adam belli, buna engel olmayan utanmaz görevliler kim.....




Yol kenarında oturmuş sohbet ediyorlar,aç olduklarını pankarta yazmışlar,açlık bir tarafa fazla yemekten o bez olmak üzereler.....Utanmak yok....çünkü kazanıyorlar...

Önce SU satıyorlardı.Sonra SİMİT de satmaya başladılar,şimdi MEYVE,SİMİT,SU tezgah kurmuş satıyorlar.......Çiçekçiler de var....ŞARJ aleti satanlar da var ...yok yok....
Gelecekte iki şerit seyyar satıcı tezgahı,bir şerit arabalara ait olur.İşte o  zaman araç satışları düşer,yollar DİLENCİLERE,SEYYARLARA KALIR ,tüm dünyanın vatandaşları Türkiye göç eder,ülke kanunları uygulamaktan,görevliler iş yapmaktan kurtulur...

1 Haziran 2016 Çarşamba

" BU VAHŞETİ,BU KURALSIZLIĞI,BU KONTROLSUZLUĞU BİRİLERİ GÖRMELİ "



ÇÖPLÜK OLARAK GÖRÜLEN ŞİLEYE HAKSIZLIK YAPILIYOR

Bu belde ŞİLE,bu belde DOĞAL GÜZELLİĞİ aranan bir belde,bu beldenin kalkınması için çok fazla katkıya gerek yok,aynı şekilde korunmaya,güvenli bir şekilde ulaşıma,biraz kontrol,biraz kuralları uygulayın yeter.Kural belli,kanunda yazıyor.AĞIR VASITALAR yolun sağ şeridinden gider,sollama anında orta şeridi kısa süreli kullanır.Sol şeritte hiç bir zaman,hiç birşekilde olmamalı.....Bunu ben değil kanunlar söylüyor................Peki idarecilerin,mülki amirlerin,kolluk kuvvetlerinin asli görevi ne...!!!........kanunlara uyulmasını sağlamak..................uyulmadığında gereğini yapmak.....gereğini yapmadığında .......yeterince başarı sağlayamaz ise azletmek.....................yerine yenisini atamak...
  Bu atamalarda  SADAKATA göre değil LİYAKATA göre görevlendirme yapmak çok önemli...




Bu işin bir yüzü.......peki ŞİLE nasıl kalkınacak,şehirde bunalan insanlar hafta sonu tatillerini şilede geçirerek,dinlenerek yorgunluklarını atacak,şehire hafta başı zinde olarak dönecekler ve böylece şileye katkı sağlayacaklar...
Ama bu yollarda büyük zorluklar yaşayan insanlar neden ŞİLE yi seçsinler....neden ŞİLE ye gelsinler.....canlarını sokakta mı buldular.... Bir tatil beldesine bu kadar kamyonun arasında kim gitmek ister....Asıl problem bu....


Bu mevsimde hafta arası bir gün salı günü bu yoğunluk,bu kamyon trafiği yollardaki 
alanların  % 80 nini işgal ederse,hafta sonlarını düşünmek bile istemiyorum.




Nasıl olur da ağır vasıtalar sol şeridi sürekli kullandığı halde gerekli müdahale yapılmaz anlamakta zorlanıyorum.
Yollarda devriye gezen jandarmayı da sıkça görüyoruz.....Müdahale yapıldığını hiç görmedim.
Demek ki yetkileri yetmiyor....Yada birilerinin korumasındalar.....Anlam bu.....

ŞİLE de görev yapan memurların yapması gerekli işleri,bu iş için alacağı ücretleri belli .....

Ama her ne hikmetse şile bürokratları atandıkları günden itibaren % 50 tatil moduna girerek çalışıyorlar.Yani % 50 zam almış gibi oluyorlar.Yarım verimle tam ücret alıyorlar.
Yine de şilede görev yapan bürokratlar fırsat buldukça her platform da şilenin pahalı olduğundan şikayet ederler. Müşteri aynı menüyü görür,yer,içer, teşekkür eder gider.Anlamak zor....
Şileye gelen brokratlar şilede görev yaptıklar zaman dilimi içinde arabasını yeniler,ev alır,arsa alır.Servetini artırır.....Hem az çalışma...hemde çok kazanç nasıl olur derseniz.... yaşantısının, harcamasının takip edilmesi yeter.....onu ben bilemem....Her halde bir zamanlar en üst düzeyden
amirin dediği gibi  işini biliyorlar...


Ben şile esnafı olarak müşterinin talebine göre davranır.Hayatımı da öyle sürdürürüm.
Müşteri fiyatımla,kalitemle beni kontrol eder.Menüde yazan fiyatı işletme maliyetine göre takdir eder,yazar. Müşteriye sunar siparişi veren müşterinin ödeme yükümlülüğü olur,sürer gider...Benim tek kontrol sorumluluğum, müşteriye görünür bir şekilde menü sunup, sunmamla,menüde yazan fiyatı talep etme zorunluluğumla sınırlıdır.


Bir işletme için en önemli gösterge,müşteri kalitesi,güvenilir ürünü,müşterinin mutlu gidişidir. Diğerleri teferruattır.....



AMA YOLLARDA KAMYONLARIN ÇOKLUĞU,MÜŞTERİNİ HUZURLU GELEMEMESİ, BELDEYİ YÖNETENLERİN ÇÖZMESİ GEREKLİ ACİL SORUNLARDIR...